Diltest.com   
22 November 2008 Saturday  


İngilizce öğrenenler, ögrenmek isteyenler ve de genelde belki tüm öğrenciler! İşte size altın öğütler:


  • Hocanız/öğretmeniniz herşeyi bilmez; bilmesini de beklemeyin.


  • Öğretmeniniz size doğruları gerçekleri öğretemez sadece kendi gerçek ve dogrularınızı bulmanızda yol gösterir.


  • Öğretmeninizi herşeyi bilen önder olarak görmekten ziyade size amacınıza ulaşmada size yardım eden rehber olarak görün.


  • Dil bilgisi kurallarını öğrenmekle dil öğrenilmez; öyle olsaydı yüzmeyi kitaptan öğrenmeniz gerekirdi.


  • Yanlış yapmaktan çekinmeyin; yanlışlarınızı iki de bir düzelten ve üzerlerini kırmızı kalemle çizen öğretmenlerinize karşı çıkın ve ellerinden kırmızı kalemlerini alın. Yürümeyi öğrenen çocuğa her düstüğünde bir tokat vurulmaz. Öğretmeninizin anlayamadığı yerler olursa size sorup ne demek istediginizi sorsun onun yerine.


  • Arkadaslarınızdan en azından öğretmenlerinizden öğrendikleriniz kadar şeyi öğrenebilirsiniz o yüzden hem sınıf içinde hem sınıf dışında birlikte çalışın; gruplar oluşturun. Dersin başından sonuna kadar konuşup size ders anlatmaya calışan hocalarınıza biraz da biz konuşmak istiyoruz müsadenizle deyip sizin için zaman ayırmasını isteyin.


  • Çoktan seçmeli olan ve zamana karşı yarıştırıldığınız sınavlara karşı çıkın. Bir dönemde öğrendikleriniz bir saatte ölçülemez. O saatte başınız ağrıyorsa ne olacak? Bu tür sınavların değerlendirme ile alakası yok; bilmiş olun. Sadece hocanıza kolay geldiği için o şekilde sınav yapıyor. Sizin gerçekten birşeyler öğrenmenizi isterse, değerlendirme sürecini dönem boyuna yayacak yöntemler uygulamalıydı.


  • Unutmayın, değerlendirmede önemli olan sonuç değil süreçtir. Yani sizi bir rakamla damgalamak yerine öğrenme sürecinize katkıda bulunmaktir. Şu anda olduğunuz sınavların hiçbirisi bu özelliği taşımaz. Dişinizi çeken diş hekiminin çoktan seçmeli sınavlarda başarılı olduğunu mu bilmek istersiniz yoksa o işte ne kadar tecrübesi olduğunu mu? O tür sınavlar ne bildiğinizi ve ne yapabildiğinizi değil, o sınav türünde ne kadar başarılı olduğunuzu ölçer. Dili kullanmada tecrübe edinin; doğru şıkkı bulmada değil.


  • Kelime listeleri ezberlemeyin; kelimeleri 10 kere defterinize yazıp tekrar etmeyin. Bu şekilde kelime öğrenilmez. Kelimeleri cümle ve paragraf içersinde öğrenin; her gördüğünüz yabancı kelimeyi de öğrenmek zorunda değilsiniz.


  • Sözlükten ziyade kafanızı çalıştırın. Tahmin edin; fikir yürütün. Kullanmak istediğinizde de Türkce İngilizce yerine İngilizce'den İngilizce'ye sözlük kullanın.


  • Bol bol yazın, konuşun. Kullandığınız cümlelerin hangi tense'de olmalarına kafayı takmayın. Amerikalı ve Öngilizlerin çoğu Present Continuous Tense'in ne olduğunu bilmezler ama gördügünüz gibi hepsi canavar gibi Ingilizce konuşuyorlar.


  • Son olarak Pazartesi üçüncü saat İngilizce dersi var diye çalışıyorsanız İngilizce öğrenemezsiniz; bir sekilde onun sizin için anlamlı olmasını sağlamaya çalışın. Şunu unutmayın: İngilizce bilmeyenler için dunyanın yarısı yok gibidir. İngilizce yazılan milyonlarca kitap, dergi, TV ve radyolardan faydalanamazsınız. İngilizce öğrenmeye başladığınızda yepyeni bir dünya açıldığını göreceksiniz önünüzde. Bunu görüp onun heyecanına bir kapıldınız mı İngilizce öğrenmenize kimse mani olamayacaktır. O heyecanı yakalamaya çalışın. Yabanci bir dil konuşmaktan çok daha fazlasını kazanacaksınız; bana inanın.



  • Mehmet Ali Akgun
    Dil Eğitim Uzmanı
    Bloomington / USA
    makgun@indiana.edu

     

    copyright © bedavaingilizce.com 2000-2007


    | Grammar | Vocabulary | Jokes | Poems | Reading |
    | Riddles | Newspapers | Proverbs | Lyrics |