İngilizce öğrenenler, ögrenmek isteyenler ve de genelde belki tüm öğrenciler!
İşte size altın öğütler:
Hocanız/öğretmeniniz herşeyi bilmez; bilmesini de beklemeyin.
Öğretmeniniz size doğruları gerçekleri öğretemez sadece kendi gerçek ve
dogrularınızı bulmanızda yol gösterir.
Öğretmeninizi herşeyi bilen önder olarak görmekten ziyade size amacınıza
ulaşmada size yardım eden rehber olarak görün.
Dil bilgisi kurallarını öğrenmekle dil öğrenilmez; öyle olsaydı yüzmeyi
kitaptan öğrenmeniz gerekirdi.
Yanlış yapmaktan çekinmeyin; yanlışlarınızı iki de bir düzelten ve
üzerlerini kırmızı kalemle çizen öğretmenlerinize karşı çıkın ve ellerinden
kırmızı kalemlerini alın. Yürümeyi öğrenen çocuğa her düstüğünde bir tokat
vurulmaz. Öğretmeninizin anlayamadığı yerler olursa size sorup ne demek
istediginizi sorsun onun yerine.
Arkadaslarınızdan en azından öğretmenlerinizden öğrendikleriniz kadar şeyi
öğrenebilirsiniz o yüzden hem sınıf içinde hem sınıf dışında birlikte
çalışın; gruplar oluşturun. Dersin başından sonuna kadar konuşup size ders
anlatmaya calışan hocalarınıza biraz da biz konuşmak istiyoruz müsadenizle
deyip sizin için zaman ayırmasını isteyin.
Çoktan seçmeli olan ve zamana karşı yarıştırıldığınız sınavlara karşı
çıkın. Bir dönemde öğrendikleriniz bir saatte ölçülemez. O saatte başınız
ağrıyorsa ne olacak? Bu tür sınavların değerlendirme ile alakası yok; bilmiş
olun. Sadece hocanıza kolay geldiği için o şekilde sınav yapıyor. Sizin
gerçekten birşeyler öğrenmenizi isterse, değerlendirme sürecini dönem boyuna
yayacak yöntemler uygulamalıydı.
Unutmayın, değerlendirmede önemli olan sonuç değil süreçtir. Yani sizi bir
rakamla damgalamak yerine öğrenme sürecinize katkıda bulunmaktir. Şu anda
olduğunuz sınavların hiçbirisi bu özelliği taşımaz. Dişinizi çeken diş
hekiminin çoktan seçmeli sınavlarda başarılı olduğunu mu bilmek istersiniz
yoksa o işte ne kadar tecrübesi olduğunu mu? O tür sınavlar ne bildiğinizi
ve ne yapabildiğinizi değil, o sınav türünde ne kadar başarılı olduğunuzu
ölçer. Dili kullanmada tecrübe edinin; doğru şıkkı bulmada değil.
Kelime listeleri ezberlemeyin; kelimeleri 10 kere defterinize yazıp tekrar
etmeyin. Bu şekilde kelime öğrenilmez. Kelimeleri cümle ve paragraf
içersinde öğrenin; her gördüğünüz yabancı kelimeyi de öğrenmek zorunda
değilsiniz.
Sözlükten ziyade kafanızı çalıştırın. Tahmin edin; fikir yürütün.
Kullanmak istediğinizde de Türkce İngilizce yerine İngilizce'den
İngilizce'ye sözlük kullanın.
Bol bol yazın, konuşun. Kullandığınız cümlelerin hangi tense'de olmalarına
kafayı takmayın. Amerikalı ve Öngilizlerin çoğu Present Continuous Tense'in
ne olduğunu bilmezler ama gördügünüz gibi hepsi canavar gibi Ingilizce
konuşuyorlar.
Son olarak Pazartesi üçüncü saat İngilizce dersi var diye çalışıyorsanız
İngilizce öğrenemezsiniz; bir sekilde onun sizin için anlamlı olmasını
sağlamaya çalışın. Şunu unutmayın: İngilizce bilmeyenler için dunyanın
yarısı yok gibidir. İngilizce yazılan milyonlarca kitap, dergi, TV ve
radyolardan faydalanamazsınız. İngilizce öğrenmeye başladığınızda yepyeni
bir dünya açıldığını göreceksiniz önünüzde. Bunu görüp onun heyecanına bir
kapıldınız mı İngilizce öğrenmenize kimse mani olamayacaktır. O heyecanı
yakalamaya çalışın. Yabanci bir dil konuşmaktan çok daha fazlasını
kazanacaksınız; bana inanın.
Mehmet Ali Akgun
Dil Eğitim Uzmanı
Bloomington / USA
makgun@indiana.edu
|