BEDAVA İNGİLİZCE SİTESİNE HOŞGELDİNİZ! ANA SAYFA  |  BEGINNER  |  ELEMENTARY  |  INTERMEDIATE  |  ADVANCED  |  CONTACT  | 
   Diltest.com   
Google
Web Bedavaingilizce.com
   
   Ana Sayfa    Pratik İngilizce    Oyunlar    Sözlükler    Kitaplar    Gazeteler    Okuma    Chat    Songs    Radyo    Fıkra    Şiir    Özel Ders İlanları

 01-10   11-20   21-30   31-40   41-50   51-60 
SORU KÖŞESİ
*SORU 50*

Soru:
Soru #30 hakkinda bende bir aciklama yapmak istiyorum. Aslinda o gramer kitapindaki cumle yanlis. "Drop" bildigimiz gibi fiildir. "Litter", cop dokuntusu anlaminda kulandigin zaman o da bir fiildir. Yani iki fiil oyle yan yana olmaz. Dogru cumle olmasi icin "Passengers are requested not to litter" yeter. "Litter" yapmak zaten copu yere atmak, oturdugun yere birakmak anlaminda. Yani copletmek hareketi.

Kamil Bodur / Giresun


Cevap:
litter kelimesini fiil olarak incelerseniz "Make a place messy by strewing garbage around" Türkçe anlamıyla "kirletmek, pisletmek" anlamı çıkmaktadır. Ayrıca sözlükten inceleyiniz litter kelimesini isim olarak da kullanıldığını göreceksiniz. drop litter ifadesinde iki fiil değil, fiil + isim olarak kullanılmaktadır. sizin cümlenizdeki anlam usule uygun düşmüyor yani, "yolcuların pisletmemesi (kirletmemesi) rica olunur" gibi bir anlam çıkar sizin cümlenizde. Böyle bir ifade hiç resmi değildir. Kamu alanlarında böyle gayri resmi bir ifadenin hoş karşılanmayacağı açıktır. drop litter ifadesinde "litter" isim olarak kullanılmaktadır. çöp anlamına gelmektedir. "Passenger are requested not to drop litter: yolcuların çöp atmaması rica olunur" daha usule uygun bir ifadedir.



*SORU 49*

Soru:
Merhaba,
Sormak istediğim bir sey var. Present perfect simple ile present perfect continious arasındaki farklılıklar tam olarak nedir? Kitapaları okuyorum ama bir türlü anlamıyorum. Cevap verebilirseniz çok sevinirim.

Necla Böcek / Diyarbakır


Cevap:
İki zaman arasındaki temel fark şudur: Present Perfect tense'de eylem şimdi bitmiştir, etkisi şu an içindir. Present Perfect Continuous Tense de ise eylem şu anda devam etmektedir ve devam edecektir.
Örnek :
I have lost my key. (anahtarımı kaybettim. (şu anda kayıp. )
I have been looking for my key. (anahtarımı aramaktayım. (aramaya devam ediyorum ve edeceğim.)



*SORU 48*

Soru:
Merhaba,
"I'm trying a boring work" cümlesini kullanmak doğru mu? Sıkıcı bir işle uğraşıyorum anlamını vermek isterken böyle bir cümle kurmak doğru mudur?

Gül Taşkaya / Ankara


Cevap:
Hayır. "try" kelimesi denemek, çabalamak, gayret sarfetmek anlamına geliyor. "I am trying a boring work" derseniz şöyle bir anlam çıkar. "Ben can sıkıcı bir iş deniyorum."
"deal with = uğraşmak, ilgilenmek, iş yapmak" anlamlarına gelir bu fiil sizin vermek istediğiniz anlamı verecektir.
I am dealing with a boring job (work) = Sıkıcı bir işle uğraşıyorum.



*SORU 47*

Soru:
Merhaba,
Benim sormak istediğim may,might,will,may be able to, might be able to, may be able to, will be able to , we won't be able to... Bunların cümleye ne gibi anlamlar kattıklarını ve birbirlerinden farklarını öğrenmek istiyorum. Yani araştırdığım kadarıyla 'will' hepsinden daha kesin bir anlam taşıyor. 'may' ve 'might' aynı anlamda e bilirlik yani ihtimal katıyor. 'be able to' da beceri anlamına geliyor. Peki o zaman 'will be able to' dediğimizde 'e bilirlik' mi 'beceri' mi sözkonusu? Anlamlarıyla birlikte açıklarsanız sevinirim. Teşekkürler...

Hande Bakanoğulları / İstanbul


Cevap:
'Be able to' ile 'can' aynı anlamı taşır ve 'becerileri' anlatırız. Kullanım bakımından farklıları vardır. Anlam olarak farkı 'can' ile hem beceriler hem de ihtimal anlatılırken, 'be able to' ise daha çok özel durumlar için gereken becerileri ifade eder. Sizin sorunuz daha çok kullanım farkıyla ilgili. Bu farkı anlamak oldukça kolaydır. Dikkat ediniz; 'Can' ile fiil yalın halde kullanılır ve diğer kiplerlerle kesinlikle kullanılmaz. İşte bu durumlarda, yani 'may', 'might', 'will' ile beceri anlatmak istediğimizde 'Can' değil 'be able to' kullanırız.
Örnekler;
He can swim very far.
We can help them.
I might be able to come late tomorrow. ('I might can come late' olmaz.)
Anlamı: Yarın geç gelebilirim. (Bir ihtimal geç gelebilirim.)
They will be able to win the match. ('I will can win the match' olmaz.)
Anlamı: Onlar maçı kazanabilecekler. (gelecekte o becerileri olacak.)
He has been able to finish all the work. (' He has could finish' olmaz.)
Anlamı: Tüm işi bitirebildi. (Bitirmeyi becerdi.)
I would like to be able to speak English. (' I would like to can speak English' olmaz.)
Anlamı: İngilizce konuşabilmeyi istiyorum. (Öyle bir becerim olsun istiyorum.)



*SORU 46*

Soru:
Bir cümleyi olumsuz yapmak için yardımcı fiil yanına not yerine bazen no yazılıyor örnek ;
The man wasn't happy
They had no house to live in
Arada bir fark var mı? no ile hangi cümleleri olumsuz yapabiliriz?
Hizmetleriniz ve yardımlarınız için teşekkürler.

Bora Gökcan / İstanbul


Cevap:
Cümleyi olumsuz yapmak için daima "not" kullanılır ama bazen sizin söylediğiniz gibi "no" kullanılmaktadır, fakat bu kullanım farklıdır ve not.... any kullanamı ile aynıdır.
Örnek:
I don't have any time. : hiç vaktim yok.
I have no time. : hiç vaktim yok.


Bu iki kullanımdaki anlam aynıdır. Any kullandığımızda not da ekleyerek olumsuzluk veriririz.
No kullandığımızda "no" olumsuzluk verdiği için tekrar "not" kullanmayız.

Dikkat ediniz, sizin cümlenizde olduğu gibi "no" isimden önce kullanılmıştır. "They had no house to live in."
"The man wasn't happy." cümlesini The man was no happy şeklinde olumsuz yapamayız Çünkü "happy" sıfattır ve "No" isimden önce ve "hiç" anlamında kullanılır.

Örnekler:
We didn't study any lesson yesterday.
We studied no lesson yesterday.

There isn't any sugar in the coffee.
There is no sugar in the coffee.



*SORU 45*

Soru:
Don't forget, Remember to, Be sure not to, Make sure to. Bunların tam olarak anlamları nedir ve ne zaman kullanılır?

Tülay Yavuz / İstanbul


Cevap:
Bu kelimeler, ikaz, tavsiye ve öğüt amacıyla kullandığımız kelimelerdir. İşte anlamları ve örnek cümleler;

don't forget = unutma
(don't forget to take your umbralla = şemsiyeni almayı unutma.)
Remember to = ..(fiil)..mayı hatırla
(remember to bring your camera. = fotoğraf makinanı getirmeyi unutma.)
Be sure not to = ..(fiil)..mamaya emin ol
(be sure not to write your email address wrongly.= email adresini yanlış yazmadığından emin ol.)
Make sure to = ..(fiil)..maya emin ol
(be sure to write your email address correctly. = email adresini doğru yazdığından emin ol.)



*SORU 44*

Soru:
Ben 'was, were' konusunda çok takılıyorum. Şu an bir ingilizce kursuna gidiyorum ama bu konuyu hala anlayamadım. Mesela 'The hotel rooms were clean.' diyoruz burada otelin odaları temizdi deniyor. Bunu geçmiş zamanda 'were' kullanmadan söyleyemez miyiz ya da 'We stayed in Oasis hotel.' diyoruz burada niye 'was' ya da 'were' kullanmıyoruz? Açıklarsanız sevinirim. Teşekkürler...

Hande Bakanoğulları / İstanbul


Cevap:
İlk önce şunu iyi anlamalıyız; İngilizcede fiileri iki gruba ayırırız. Birinci grup 'to be' (olmak) filli, İkinci grup ise diğer fiillerin hepsi, 'Other verbs' yani 'go, come, speak, play ......' Bu ayırımı anlarsanız, bu problemden kurtulursunuz. İki grup 'Olmak ve diğer filler'. Olmak fiilinin yani 'to be' fiilinin geniş zamanda; am, is, are, geçmiş zamanda was, were olduğunu bildiğinizi sanıyorum. 'To be' ile biz neleri anlatırız? Önemli olan bunu anlamanız. Bu çok basit, 'to be' ile biz ne, nerede, nasıl olduğumuzu, başkaların ne, nerede, nasıl olduğunu anlatırız. Örneğin, benim öğretmen olduğumu (I am a teacher) anlatabiliriz. Sizin öğrenci olduğunuzu (You are a teacher.) anlatabiliriz. Şu anda onun evde olduğunu (He is at home) , onların yorgun olduklarını (They are tired.), Otel odalarının geçmişte temiz olduğunu (The hotel rooms were clean.) anlatabiliriz. Olmak fiilinin dışındaki tüm fiiler mesela kalmak (stay) fiili ile Oasis otelinde kaldığımızı (We stayed in Oasis Hotel.) anlatabiliriz. Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyiniz. Başarılar.

Örnek;
To be (present)
He is a doctor. (O doktordur.) (Onun doktor olduğunu ifade ediyor.)
She is in the school. ( O okuldadır.) (Onun okulda olduğunu ifade ediyor.)
To be (Past)
He was very tired. (O çok yorgundu.) (Onun çok yorgun olduğunu ifade ediyor.)
They were at home. (Onlar evdeydi.) (Onların evde olduklarını ifade ediyor.)

Other verbs (present)
He goes to school. (O okula gider.)
She listens to the music (O müzik dinler.)
Other verbs (past)
He played tennis yesterday. (O dün tenis oynadı.)
They stayed in the hotel. (Onlar otelde kaldılar.)



*SORU 43*

Soru:
Hopelessly , kelimesinin sözlük anlamı ümitsizlik olmasına rağmen “He was HOPELESSLY in dept to his landlady “ cümlesi “ Ev sahibi kadına BİR HAYLİ borcu vardı “ olarak çevrilmiş. Acaba neden bir hayli anlamındaki “ very a lot “ kullanılmak yerine böyle bir ifade kulanılmış? Birde attendance kelimesi “ The landlady who provided him with garret, diners and ATTANDANCE “ cümlesinde “ Yemek ve ÖBÜR HİZMETLER DE içinde olmak üzere kiralamıştı “ olarak çevrilmiş acaba bunun sebebi nedir? Cevabınıza şimdiden teşekkür ederim. Sevgiler...

İsmail Adıgüzel / Malatya


Cevap:
Merhaba, bu çevirileri bir hikaye kitabından almış olmalısınız. İngilizce ve Türkçe denklerini kontrol etmeniz faydalı bir davranış. Öncelikle çeviride kelime çevirisi yapılmamalıdır. Eğer kelimelere takılır ve o kelimeyi kullanacağım diye düşünür ve bu sizde takıntı yaparsa çok bozuk ve ifadesi zayıf ya da komik çeviriler yaparsınız. Sitemizdeki Funny Translations sayfasına bakınız. Bu cümlelerdeki çevirilerde çevirmen cümlenin anlamı üzerinde durmuş ve doğru yapmış. Türkçedeki en yaygın ve kullanımı doğal olan ifadeye vermeye çalışmış. Gönül isterki o kelimeye uygun tam karşılığı verebilecek ifadeyi verebilseydi daha başarılı ve kusursuz olurdu. Bazı başarılı çevirmenler mutlaka böyle ifadeleri verebilecek yetenekleri vardır. Bu tamamen yeteneğe, yazma ve ifade kabiliyetine bağlı.
Nasıl edebiyatta usta kalemler ve usta yazarlar vardır, çevirmenlerin de usta olanları böyle yeteneği olanlar olsa gerek. Bahsettiğiniz cümleyi çevirmen kelime kelime "Ev sahibi kadına ümitsizce borç içindeydi." şeklinde çevirseydi çok kötü bir çeviri olacaktı ve Türkçede ifade edilmemiş, komik ve saçma bir ifade vermiş olacaktı. İkinci cümledeki öbür hizmetler ifadesini cevirmen kendi tercihini kullanmış ve böyle bir yorum yapmıştır.
O yüzden çevirilerde kelimemin denkliğini aramamalısınız ve anlam üzerinde durmalısınız. Gerektiğinde yorum yapmaktan kaçınmamalısınız.



*SORU 42*

Soru:
İngilizce sözlüklerde kelimelerin farklı versiyonları için be, become (örn. lower:alçaltmak; become low:alçalmak) kullanılmaktadır. Bunun manası nedir? Niçin kullanılıyor? Bir örnek vererek gösterirseniz sevinirim.

Fatih Güleç / Ankara


Cevap:
İki ifadede kullanım farkı vardır. lower kelimesi 'derece, güç ve miktarda azalmak, alzaltmak veya alçalmak, alçaltmak.' anlamında kullanılır. Örnek bir cümle verelim:
They have lowered the prices. (fiyatları alçalttılar.) Lower bu cümlede görüldüğü gibi nesne ile kullanılabilmiştir ve transitive'dir.
Bu ifadeyi become ile veremeyiz yani they have become low the prices diyemeyiz ancak
The prices became low. (fiyatlar alçaldı.) şeklinde bir cümle kurabiliriz.

'become low' ifadesinde derece, güç ve miktarda düşük hale gelmek anlamı vardır. Burada "become" hale gelmek, dönüşmek anlamı verir. Bir değişim ve başkalaşma ifadesi vardır. Eski halden yeni bir hale geçiş vardır.
Become + adjective yapısına pek çok örnek verebiliriz.
John became angry. (Kızgınlaştı. Kızgın değildi ama onu birşey kızgın yaptı.)
It becomes easy. ( Kolaylaşır. Önce kolay değildi ama artık kolay hale gelir.)
The weather became cloudy. (Hava bulutlaştı. Hava önce açıktı ama sonra bulutlu hale geldi.)



*SORU 41*

Soru:
Simple Present Perfect tense ile simple past tense'in ayrımını anlayamadım.

Adnan Gümüş / Denizli


Cevap:
Simple Past tense'de eylem geçmişte başlamış ve yine geçmişte bitmiştir. Present Perfect Tense'de ise eylem geçmişte başlamış olmasına karşın henüz şimdi bitmiştir. Işte püfnoktası budur. Daha kısa bir deyişle, eylemler Simple Past Tense'de geçmişte bitmiştir. Present Perfect Tense'de şimdi bitmiştir.

Örnekler:
The cat ate the meat. Kedi eti yedi.(geçmişte, çok önceden yedi, şimdi yerine et alınmış olabilir.)
The cat has eaten the meat. Kedi eti yedi. (biraz önce, şimdi yedi, et yok.)

I washed my hair. Saçımı yıkadım. (geçmişte, çok önceden yıkadım. Şimdi kirli veya temiz bilmiyoruz.)
I have washed my hair. Saçımı yıkadım. (biraz önce, şimdi yıkadım ve saçım şu anda temiz ve prıl prıl.)






 01-10   11-20   21-30   31-40   41-50   51-60 

 

copyright © bedavaingilizce.com 2000-2007


| Grammar | Vocabulary | Jokes | Poems | Reading |
| Riddles | Newspapers | Proverbs | Lyrics |